Krishnamurti ile Yaşamı Sorgulamak

Koçluk bakış açısı, tarafsız alanda kalmak, nötr alanda gözlem yapmak, olanı olduğu gibi kabul ederken, objektif bakış açısı ile sorgulayan beyin sistemini harekete geçirmektir.

Krishnamurti’nin kitaplarını okurken, yukarıda tanımladığımız koçluk yaklaşımını görmek mümkündür. Yargısızlık, gözlemleyen zihin, sorgulamayı elden bırakmadığı için kendini yeniden üreten, doğuran anlamlar. Hem basit, hem naif, hem sade, hem derin yaklaşımlar şefkatle okuyucusunu sarmalar.

Soru sorar ve orada bırakır. Kişi o soru ile yelkenlisi ile birlikte iç denizine açılır. Yaşam değerlerine işaret ederken, sorgular, düşündürür, zihni özgür bırakır, çözüm aratır, öz benliğimizle bizi buluşturur.

“Bunları Düşün” kitabı, yaşamı sorgulayan bir bakış açısının kapısını aralamak için iyi bir fırsat.

Krishnamurti ile Yaşamı Sorgulamak

Dinlemek

“Neden burada beni dinliyorsunuz? İnsanları neden dinlediğinizi hiç düşündünüz mü? Birisini dinlemek ne anlama gelir? Burada hepiniz konuşmakta olan birinin önünde oturuyorsunuz. Kendi düşüncelerinizi onaylayacak bir şeyler duymak için mi, yoksa öğrenmek için mi dinliyorsunuz? Öğrenmek için dinlemek, kendi düşüncelerini duymak için dinlemekten oldukça farklı bir anlama sahiptir. Eğer yalnızca onaylanmak, kendi düşüncelerinize destek bulmak için buradaysanız, beni dinlemenizin pek de bir anlamı yok. Ama öğrenmek için dinliyorsanız, o zaman zihniniz özgürdür, hiçbir şeye bağlanmamıştır; duyarlı, zeki, canlı, sorgulayıcı, meraklı ve dolayısıyla da keşfetmeye açıktır. Öyleyse niye dinlediğinizi ve neyi dinlediğinizi değerlendirmek çok önemlidir, öyle değil mi?

Dikkatinizi bir yere toplamadan, konsantre olmak için çaba harcamadan, sakin ve hareketsiz oturup kaldınız mı hiç? O zaman her şeyi duyarsınız, değil mi? Hemen yakınınızdaki sesler gibi, uzaktaki görüntüleri de duyarsınız ki, bu gerçekten her şeye kulak verdiğiniz anlamına gelir. Zihniniz küçük dar bir kanalla sınırlanmamıştır. Eğer bu şekilde sakince, gerilmeden dinleyebilirseniz, içinizde sıra dışı, isteminiz dışında, çağrılmadan gelen bir değişimin gerçekleştiğini görürsünüz ki bu değişimde büyük bir güzellik ve kavrayış derinliği vardır.

Gerçekten dinlemek isterseniz, zihniniz doğal biçimde sakinleşir, öyle değil mi? O zaman yanı başınızda olan bir şeye dikkatinizi dağıtmaz, derin bir biçimde her şeyi dinlemeniz için zihniniz sakin olur. Bu biçimde rahatça, içinizde bir mutlulukla dinleyebildiğinizde, zihninizde şaşırtıcı bir değişimin, hiç hayal etmediğiniz bir değişimin kendiliğinden gerçekleştiğini görürsünüz.

Sözlü ifadelerin ötesine geçmek çok önemlidir; çünkü sonuçta, hepimizin isteği nedir ki? Genç ya da yaşlı, tecrübesiz ya da tecrübeli olalım, hepimiz mutlu olmak isteriz, öyle değil mi?

Mutluluk nedir? Mutluluğa Nasıl Ulaşırsınız?

Mutluluk nedir? Mutlu yaşamak nasıl mümkündür? Mutluluğun anlamı nedir?

Mutluluğa mücadele ederek ulaşabilir misiniz? Dile kolay gelmese de en büyük sır budur. Mutluluğu birkaç basit sözcüğe sığdırabilirim ama sadece beni dinleyip, duygularınızı tekrar etmekle mutlu olamazsınız. Mutluluk tuhaftır; onu aramadığınızda gelir. Mutlu olmak için çaba harcamadığınızda, saflıktan ve yaşamın güzelliğinden doğan mutluluk beklenmedik ve gizemli bir biçimde birden beliriverir. Ama bu bir topluluğa katılmayı ya da biri olmaya çalışmayı değil, yüksek düzeyde bir kavrayışı gerektirir. Hakikat, kalb,iniz ve zihniniz tüm uğraşlardan temizlendiğinde ve artık biri olmaya çalışmadığınızda ortaya çıkar. Zihniniz sakin olduğunda, gerçekleşen her şeye kulak verdiğinizde meydana çıkar. Bu sözcükleri dinleyebilirsiniz fakat mutluluğun gerçekleşmesi için öğrenmeniz gereken, zihninizi tüm korkulardan arındırmaktır.

Bir şeyden ya da birilerinden korktuğunuz sürece mutlu olamazsınız. Anne babanızdan, öğretmenlerinizden, sınavları geçmekten, ilerlemekten, Efendinize, hakikate yaklaşamamaktan, onaylanmamaktan, sırtınızın sıvazlanmamasından korktuğunuz sürece mutlu olamazsınız. Hiçbir şeyden korkmazsanız, bir sabah uyandığınızda ya da yalnız başınıza yürürken, birden tuhaf bir şeyler olduğunu görürsünüz; aşk, hakikat, mutluluk denen şey davet edilmeden, çağrılmadan, aranmadan birden karşınıza çıkar.

Gençken doğru biçimde eğitilmeniz bunun için çok önemlidir. Şu an eğitim dediğimiz şey, eğitim falan değildir, çünkü kimse size bunlardan bahsetmez. Öğretmenleriniz sizi sınavları geçmeniz için hazırlar fakat size en önemli şeyden, yaşamdan bahsetmezler; çünkü çok az kimse nasıl yaşayacağını bilir. Çoğumuz yalnızca hayatta kalır, bir biçimde sürükleniriz. Bu yüzden de yaşam korkunç bir şey haline gelir. Gerçekten yaşamak, büyük bir sevgi, derin bir sessizlik ve saflığın yanı sıra deneyim zenginliği de gerektirir. Açık bir biçimde düşünebilen, önyargılar, hurafeler, umut ya da korkularla sınırlandırılmamış bir zihin gerektirir. Tüm bunlar yaşamın kendisidir ve yaşamak için eğitilmiyorsanız, eğitimin hiçbir anlamı yoktur. Düzenli, terbiyeli olmayı öğrenebilir ve tüm sınavlarınızı geçebilirsiniz; fakat toplum yapısal anlamda parçalanırken bu yüzeysel şeylere birincil önem atfetmek, tıpkı ev yaparken tırnaklarınızı temizleyip cilalamaya benzer. Görüyorsunuz, hiç kimse sizinle tüm bunlar hakkında konuşmuyor, hiç kimse sizinle bunların üstüne gitmiyor. Matematik, tarih, coğrafya gibi belli konuları çalışmak için günlerinizi harcarken, bu derin konuları konuşmak için de zaman ayırmanız gerekir. Bu, yaşamı zengin kılmak için gereklidir.

**********

Krishnamurti, “Bunları Düşün” adlı kitabı,  https://omegayayincilik.com/kategori/krishnamurti-kitapligi

*******

Bu yazıyı keyifle okuduysanız, www.seninsistemin.com adresinde yer alan “Zihinsel Sakinliğe Nereden Başlamalı?”, “Güzel Yaşam İçin 6 Adımda Stoacılık” yazılarını okuyabilirsiniz.

Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için ABONE OL