Koçluk ve Mentörlük Perspektifinden “The Walk-Yürüyüş” Filmi
Geçtiğimiz hafta İstanbul’da) tel üzerinde Asya’dan Avrupa’ya yürüyerek geçen Jaan Roose, 1 saat sürede geçerek rekor kırdı. Bu rekor bize, Philippe Petit tarafından kırılan bir rekoru ve gerçek hayattan uyarlanan “The Walk-Yürüyüş” filmini hafızamıza getirdi. Birkaç defa büyük bir heyecanla izlediğimiz bu filmi Koçluk ve mentörlük perspektifinden paylaşmak istedik.
******
The Walk , Philippe Petit’nin Dünya Ticaret Merkezi kuleleri arasında yaptığı ünlü tel yürüyüşünü anlatırken, cesaret, tutku, azim ve vizyon gibi koçluk ve mentörlük kavramlarını öne çıkan bir hikaye sunuyor. Filmin koçluk ve mentorluk bakış açısıyla ele almasında, birkaç önemli tema, kavram ve karakteristik özellikler öne çıkıyor.
Vizyoner Liderlik ve Hedef Belirleme
Philippe Petit (Joseph Gordon-Levitt), genç yaşta hayal ettiği hedefe net bir şekilde sadık ve bu vizyona inanarak ekibini yönlendiren bir liderdir. Onun vizyonu, Dünya Ticaret Merkezi kuleleri arasında yürümek ve böylece kendini gerçekleştirmektir. Koçlukta hedef belirleme ve bu hedefe ulaşma temel bilgidir. Petit’in hedefi, klasik anlamda bir başarı hedefi değil, kişisel bir meydan okumadır. Bu durum, hedefin sadece somut olarak gerçekleşmesi değil, kişisel büyüme ve anlam arayışına da hizmet edilebileceğini gösterir.

Cesaret ve Risk Yönetimi
Koçluk tekniklerinde, konfor alanının dışarı çıkmak ve potansiyellerini gerçekleştirmek için cesaret ve risk alma kaynağı önemlidir. Petit’in yasadışı ve tehlikeli bir tel yürüyüş yapma kararı, tam da bu cesareti ve risk alma tutumunu sergiler. Ancak, risk alma gerçekten de bir planlama ve hazırlık gerektirir. Petit, bu tehlikeli yürüyüş için aylarca hazırlık yapar, stratejiler geliştirir ve riskleri en aza indirmek için adımlar atar. Koçlar ve mentorlar da danışanlarına, riskleri doğru analiz edip, adım adım nasıl cesur davranabileceklerini deneyimletir ve danışanlarının yanında, bunu en iyi şekilde gerçekleştirebilmeleri için yol arkadaşlığı yaparlar.
Takım Çalışması ve Farklı Yetenekleri Ortaya Koymak
Petit, hedefini gerçekleştirmek için bir ekip oluşturur. Bu ekipte her bir üyenin farklı yetenekleri ve güçlü yanları vardır. Petit, bu farklılıkları bir araya getirerek, bir sinerji yaratır.
Koçlukta da, bir takımın farklı bireylerden oluşan bir bütün olması ve onun güçlü bireylerinin nasıl kullanılmasının anlaşılması kritik önemdedir. Petit’in ekibi bir mentorluk yaklaşımıyla, takım üyelerinin nasıl bir araya geleceği, bu hedefe nasıl katkıda bulunabileceklerini keşfetmelerinin çok güzel bir örneğidir.
Mentörlük ve Öğretici Rol Modeli
Filmde Rudy, Petit’e mentörlük yapar. Ona, tel yürüyüşünün teknik detaylarını öğretir, deneyimlerini paylaşır ve onun içsel potansiyelini ortaya çıkarmasına yardımcı olur. Rudy’nin bu yaklaşımı, cesaret verici, yol göstericisi mentörlüğün nasıl güçlü bir etki yaratabileceğini gösterir. Bu ilişki, mentorların yalnızca teknik bilgi sağlamakla kalmadığını, aynı zamanda danışanlarını daha da büyük hedeflere teşvik ettiğini ortaya koyar.
Engellerle Başa Çıkma ve Azim
Filmde Petit ve ekibi, hem fiziksel hem de yasal birçok engelle karşılaşır. Bu engeller, koçlukta sık sık karşımıza çıkan içsel ve dışsal engeller benzetilebilir. Petit’in bu engellerinin aşma durumunun kararlılığı ve azmi, mentörlerin danışanlarına sıklıkla hatırlattığı “yenilgi karşısında vazgeçme, devam et” ilkesini örnekler. Ya da koçlukta “kararlılıkla nasıl devam edersin?” sorusuna örnek oluşturabilir. Petit, başarısızlığı bir öğrenme fırsatı olarak görerek (yeniden çerçeveleyerek) tekrar dener.
Bu yürüyüş, Petit için kendi potansiyelini ve sınırlarını keşfetme, bir çeşit meydan okumadır. Koçluk ve mentorluk görüşmelerinde, danışanlar aslında, kendi içsel başarı tanımlarına göre hareket ederler ve kendilerini gerçekleştirirler. İşte bu film, bu anlamda, kendini gerçekleştirme filmi olarak motive edici, kayda değer ve izlenmeye değer diyebiliriz.





Sosyal Medyada Bizi Takip Edin!