Liderlik, Zorlayıcı Sorularla Problemleri Çözdürebilme Sanatıdır

Bir problem var ve çözülmesini bekliyor. Yönetici liderden altında çalışanlar bu problemleri çözmesini bekliyor. Bu durumda yönetici-lider ne yapmalı?

Bir çok yönetici sorumluluk alma, inisiyatif verme, problem çözme konusunda iyi olduğu için otorite konumuna ulaşır ve lider olur. Fakat onun görevi artık problem çözmek değil, problemlerin çözülmesini sağlamaktır. Çoğu çalışan, kendini problemlerden kurtarması için üst yönetime bakar. Burada bir kollektif zeka işlemeli ve takımın her bir ferdi sistem lideri olarak inisiyatif almalı ve problemleri çözmelidir. Çünkü diğer türlüsü, o problemi çözmek, yöneticiyi geliştirir. Liderler, yanıtları veren değil, zorlu sorular güçlü sorular sorma haline geçebilendir.Çünkü liderlik, özellikle içinde yaşadığımız bu zorlu dönemde, zorlayıcı sorular sorarak, problemleri çözebilme sanatıdır.

Peki, liderler açısından çatışmayı bastırmak mı, sorunları açığa çıkarmak mı? Hangisi daha doğru bir davranıştır*

Liderlik, Zorlayıcı Sorularla Problemleri Çözdürebilme Sanatıdır

Çatışmayı bastırmak, o an için soruna pansuman yapmaktır. Oysa ki sorun hallolmayacaktır. Lider çatışmaları göğüslemeye yardımcı olur. Bunları değişimin ve öğrenmenin motoru olarak görür. Çünkü eksi kutup ve artı kutbun sürtünme kuvvetinden potansiyel enerji açığa çıkar. Birbirini tekrar eden, birbirini destekleyen fikirlerden çok, birbirine tezat olabilecek fikirlerden üst bir değer, yeni bakış açıları, yeni perspektifler doğar.

Bir işyerinde çatışma varsa, değişim sancıları, öğrenme süreçleri de dinamik şekilde var demektir. Bu sayede belki de organizasyonda değişmesi gereken normlar, değişmesi gereken geleneksel kalıplar, kalıp inanışlar, ya da terkedilmesi gereken sistemleri fark ederiz. Geçmişte kalması gereken değerler, yeni değerlere yer açar.

Bu nedenle kendimizi tedirgin eden sorunları ortaya koymalı, ifade etmeli ve konuşmalıyız.

Bu noktada “yapıcı çatışma” kavramını ortaya koymalı ve bu kavramdan söz etmeliyiz. Çatışmalardan kaçınmak değil, bununla birlikte yapıcı bir dil kullanarak yapıcı eleştirilere olanak sağlayacak bir çalışma ortamında, yapıcı çatışma, gerçekleşmesi mümkün çözümler sağlayacaktır.

Karşıt görüş açıları olan insanlarla beraber çalışmak mı, aynı görüşte olduğumuz insanlarla çalışmak mı? Hararetli tartışmalar mı, sakin sakin anlaşmak mı?… Bu noktada lider tavrı neyi gerektirir?

Öğrenmeyi çok daha mümkün kılan, karşıt görüş açılarını duymak ve buna yeni, anlamlı bakış açıları geliştirmektir.

Her insan yaşam boyu birbirinden farklı deneyim, varsayım, değer-inanç ve alışkanlıklar geliştirir. Biz ortaya çıkan bu karışıma “dünya modeli” diyoruz. Benim dünya modelim sana uymayabilir, seninki de bana uygun değildir. Fakat biz birlikte çalıştığımızda zıtlıklardan doğan müthiş bir enerji açığa çıkar. İşte bu yapıcı çatışma yolu ile tartışarak öğrenmektir.

Tartışmalarda insanlar birbirlerinin varsayımlarını anladıkları zaman, ortak çözümlere ulaşma yollarını öğrenebilirler. Liderin işi çatışmaları açığa çıkarmak ve bir yaratıcılık kaynağı olarak kullanmaktır. Diyaloğun yerini verimsiz tartışmalar aldığında, lider araya girmek ve bunu verimli bir diyaloğa dönüştürmek durumundadır.

Bu sırada tartışılan sorunları parçalara ayırdığımızda, sorularla tartışmayı derinleştirmemiz, farklı sesleri duymamız, bunun sonucu olarak yeni çözümler bulmamız daha kolay olacaktır.

Bu sırada çevrenizde bir grup “sıra dışı” insan varsa şanslıyızdır. Bu insanlar, “normal” tabir edilen insanlara oranla, aslında “normal dışı” diye adlandırdığımız insanlar olursa, ne büyük şans!

Karşıt görüşler, “yaratıcı asiler”, radikal bakabilenler, “şeytanın avukatları” ne kadar etrafımızda fazlaysa, o kadar zengin, inovatif sıçramalar peşi sıra gelecektir. İlginç sorular soran meraklı kişiler, kurallara uygun davranan, ancak artı değer ortaya koymayanlardan çok daha fazla değişim çözümleri yaratırlar.

Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için ABONE OL