Nötr-Objektif Olabilmeyi Zorlaştıran Durumlar ve Kolaylaştıran Sorular

 İsmail Barış Özpazarcık, ICF-MCC- Mentör

 

Ön yargılar ne şekilde ortaya çıkar? Onları nasıl tanırız? Ön yargılar dile döküldüğünde ya da ortaya çıktığında, çoğu zaman farkındalığımız düşük olur. Bu nedenle ön yargılarımızı görmeyebiliriz. Fakat ön yargıların işaretlerini takip edip, bu ipuçları değerlendirdiğimizde,

bir Koç olarak nötr alanın içinde var oluruz.

Koçluk görüşmelerinde koçun önyargısız- nötr olmadığının göstergeleri neler? Bunu nasıl anlarız?  Bir Koç görüşme boyunca danışanı ile kurduğu iletişimi nasıl nötr seviyede tutmayı başarır? Nötr seviye olduğumuzu nasıl anlarsın? Nötr seviyeden uzaklaştığımızı nasıl gözlemleriz?

Bir Koç aşağıdaki noktalara görüşme boyunca dikkat kesildiğinde, nötr seviye koçluk görüşme performansı artacaktır.

Nötr-Objektif Olabilmeyi Zorlaştıran Durumlar ve Kolaylaştıran Sorular
  • Dengeli bir zihniyette misin? Kızgın bir telefon görüşmesinin ardından mı görüşmeye giriyorsun? Zihinsel bir yorgunluk ya da gerilim yaşarken görüşmeye mi hazırlanıyorsun? Duygusal sinyalleri dikkate almadan görüşmeye hazırlanmak nötr alanda görüşme yapmanı engelleyebilir.
  • Farklılıklara saygı duyuyor musun? Din, dil, ırk, etnik köken, düşünce, inançlar, değerler, kimlik bağlamında kişinin özgürce kendini ifade edebilmesine anlayış geliştirebiliyor musun? Kişi kendini nasıl ifade etmeyi seçiyorsa, ona kolayca uyumlanabiliyor musun? Danışan, Koç olarak seni seçti, çünkü bir Koç olarak onu yargılamadan dinleyeceğine inanmak ve bu duruma güvenmek istedi. Bu güveni inşa edebilecek mantalite (anlayış) geliştirebildiğinde nötr alanda olursun.
  • Koç olarak “Ben” kimliğini bir kenara koydun mu? Görüşme sürecinde hangi kimliktesin? Danışanın anlattıklarını “Ben” penceresinden mi, “Koç” penceresinden mi dinliyorsun? Bunu nasıl anlayabilirsin? Tek odağın, “Danışan” ve onun söyleyecekleri.

Orada senin değil, “Koçun varlığını” ön planla tuttuğundan emin ol.

Görüşme öncesi Koç rolün için Koçluk şapkanı hatırlaman, imajinasyonla desteklemen ve koç olarak niyetini ifade etmen, nötr alanda olmanı destekler.

  • Enerjisel olarak danışanla hizalandın mi? Çünkü az sonra senin de dahil olacağın alanda belirleyici bir etki yaratacağının farkında mısın? Koç ile danışanı arasında enerji seviyelerinde uyumsuzluk, farklılık olması görüşmeyi zora sokabilir. Enerji seviyesinde uyumsuzluk ön yargı duvarlarını işaret edebilir.
  • Yeterince meraklı ve araştırmacı mısın? Danışanın getirdiği konu çerçevesinde merak, araştırma, empati, esneklik yeteneğini devreye sokuyor, genişleme ve derinleşme arzusuyla ilerleme kaydetmek üzere sistemi işletebiliyor musun? Danışanın hazır olduğu yerden, hazır olduğu yere kadar, şevkle yol arkadaşlığı yapmaya hazır mısın? Danışanın henüz yüzleşmeye hazır olmadığı noktalarda ısrarcı olmadan, üzerinde baskı oluşturmadan, son derece esnek, şefkatli bir dokunuşla yol boyunca akışta kalabiliyor musun? Ve hatta, danışanın direnç oluşturduğunu gördüğünde, şimdi ve burada, kendi dirençlerini de serbest bırakmaya kendine söz verebiliyor musun?
  • Gerçekten dinliyor musun? Görüşme süresince kimin sesi duyuluyor? Bu sorunun cevabı, elbette, danışanın sesi olmalı. Koçun sesi danışanın sesinin önüne geçiyor mu? Koç ne kadar az konuşuyorsa, o kadar nötr alanda bulunuyor demektir.
  • Danışanın konuşmalarını sık sık kesiyor musun? Danışan soru üzerinde düşünürken ve derinleşmek üzereyken, farklı bir soru sormak onun düşünme kanalından çıkarır. Bu onun düşünme alanına müdahale etmek anlamına gelir. Danışanın düşünmesi ve kendini ifade etmesi için yeterli alan açtığından emin olmalısın.
  • Danışan konuşurken olumsuz duygulara, sınırlayan inanışlara yöneldiğinde, bunları duyuyor, geri yansıtıyor ve bunun üzerine düşünmeye izin veriyor, dönüşüm alanı açabiliyor musun? Koçun bu göstergeleri dikkate almaması, duymaması, yansıtmaması, soru olarak yöneltmemesi, yeterince nötr alanda bulunmadığının göstergesidir.
  • Koç olarak yönlendirme içerikli soru soruyor musun? Örneğin şu cümleleri kurmadığından emin ol: “Bunu şu şekilde yapsanız nasıl olur?..”, “Öyle değil de böyle yapmak size daha iyi gelebilir mi acaba?… “, “Bu şekilde yapmayı denediniz mi?..”

Her yönlendirici soruda “Koçun varlığı”ndan uzaklaşır, kendi bakış açını empoze etmeye kalkarsın. Şunu iyi biliriz ki; danışanın bizim önerilerimize ihtiyacı yoktur. Bu ihtiyacı sezinlesek bile, O’nun kendi özü ile bağlantı kurmaya ihtiyacı olduğunu daima hatırlarız.

  • Danışan, Koça, “Bana ne önerirsin? Ne tavsiye edersin?” diye sorduğunda Koç olarak nasıl cevap veriyorsun? Örneğin, “Sence?…”, “Ayşe olarak sen ne düşünüyorsun?”, “Kontrat konumuz Ayşe’nin yönetici kimliği üzerineydi. Yönetici tarafın bu konuda ne düşünüyor olabilir?.” Vb. sorular yönelttiğinde nötr alanda olman gerektiği hakkında danışana doğru mesaj vermiş olursun.
  • Koç olarak ardı ardına, çok sayıda kapalı soru uçlu soru solduğunda, danışanın düşünmesine alan açmaktan uzaklaşırsın. Bu da nötr alanda olmanı engeller. Bir şeyleri netleştirmek durumunda olmadığın sürece kapalı uçlu değil, açık uçlu sorularla ilerleme sağlaman mümkün olur.
  • Danışanın oturumun başında çok sayıda veri ile konuşması, çok sayıda olası görüşme yolları sayması durumunda, Koçun bu durumu geri yansıtıp, “Hangisini ele almalıyız sence?..” sorusu yerine, zihin okuyup ya da. varsayımda bulunarak, “Olsa olsa…” düşüncesiyle, kendi yorumunu baz alarak, danışanla ortaklık kurmadan varsayımsal bir konuyu ele almayı seçmesi nötr alandan uzaklaştırır.
  • Danışanın kelimelerini dikkate alarak, bu anahtar kelimeler üzerinden geri bildirimde bulunuyor ve bunları güçlü soruya dönüştürebiliyor musun? Danışanın kelimelerinin onun nöron bağlantı kapılarını açtığını ve onun evinin anahtarı olduğunu hatırla. Danışanın kavramlarını (başarı, kariyer, huzur, sağlık vb) sorguluyor, anlamlandırmasına hizmet edecek şekilde alan açıyor, güncellenmesi için yeniden çerçeveliyorsan, nötr alanda kalıyor ve danışanına destek oluyorsun demektir. Örneğin; “Başarı senin için ne demek?..”, “Sağlık konusundaki tanıma yeniden bakmak ve güncellemek ister miydin?” vb sorular sormak.
  • Danışanın söyledikleri Koç olarak senin deneyimlerine paralel durumlar çağrıştırabilir. Bu durumda ne yapıyorsun? Zihin sistemin konuşulanlar hakkında alt yazı geçerken ve sende mevcut olan empati sempatiye doğru eğilim gösterirken, bu duruma iç görü geliştirebiliyor musun? Danışanın deneyimleri ile özdeşlik kurmadan bu durumu fark ederek iç dünyanda yönetebiliyor musun? Danışanın kelimeleri ve yaşantısından doğan duyguları kendi üzerinden geçirerek algıladığında nasıl davranıyorsun? Bu sırada kendini yakalayıp, görüşme sonrasında üzerinde çalışma sözü veriyor ve bunu yapabiliyor musun? Bunu yapabilmek şu bakımdan çok önemlidir: Görüşmede varsayalım ki danışanın duygusal süreçlerinden etkilendin ve bunu fark edip kendi kendine bu geri bildirimi vermedin. Bu durumda görüşmede nötr duruşunu korumakta zorlanabilirsin.
  • Danışana gözlemlerini iletirken nasıl bir dil kullanıyorsun? Kullandığın dil yeterince nötr ve saygı çerçevesinde ifade buluyor mu? Örneğin; danışan, ailesi tarafından onaylanmadığını ifade ettiğinde; “Ailen tarafından onaylanmamak, dışlanmak seni ne kadar rahatsız ediyor?” gibi bir soru ile bu algıyı ve olumsuz varsayımı kabul edip soruya mı dönüştürüyorsun? Ya da, bu durumda, “Ailen tarafından onaylanmadığı yönünde bir düşünceye sahip olduğunu duyuyorum” diyerek, bu ifadeyi nötr halde yansıtıyor musun?.. Bir başka örnek; “Mükemmelliyetçi Yönetici kimliğimde kontrol bende olmalı. Nasıl her şeyi kontrol altında tutabilirim, bu konuda konuşmak istiyorum” diyen danışana, “Nasıl her şeyi kontrol altında tutabilirsin?” sorusu üzerinden mi görüşmeye devam ediyorsun? Buradaki, “Mükemmelliyetçi yönetici” kimliği tanımı dikkatini çekiyor mu? Bu kavramı sorguluyor musun? “Kontrol bende olmalı” inancını sorguluyor musun? Bu yönetici, “İnisiyatif vermek” konusunda gerçekten de yardıma ihtiyaç duyarken, onun daha çok iş yükü almasına, kontrol etme halini kontrol etmesine sebep olacak yaklaşımda mı bulunuyorsun?… Gerçekten de danışanlar bazen rollerine kendilerini o kadar çok kaptırırlar ki, “Aslında sorunun ne olduğunu” gözden kaçırırlar. Bu durumda, rolleri yeniden tanımlamaya, sorgulamaya, nötr açıdan bakarak deneyimleri güncellemeye ihtiyacımız vardır.
  • Koçluğun en çok işe yaradığı alanlardan biri ‘Kör alanlar’dır. Fazlasıyla kendimizi özdeşleştirdiğimiz rolümüz “Kör alan” haline gelir. Örneğin, Anne kimliğine duygusal anlamlar yüklediğimizde, kör alanımız haline gelir. Ya da bir işletme sahibi, o işletmeye dair kadar çok şeyi bilir ki, işletmeye körleşir. Elinizdeki projenin tüm detaylarına hakim olduğunuzda o proje kör alan olur. Örnekleri çoğaltabiliriz. Bu durumda, dış gözlem yeteneğini kaybeder, mevcut durum hakkında doğru yargılarda bulunmakta, analiz yapmakta, isabetli tespitlerde bulunmakta zorlanırız. Kör alan, tarafsız kalamamak, nötr olamamak, objektif bakış açısı geliştirememek demektir. Başkalarının görebildikleri, bizim göremediğimiz kör alan olarak ifade bulur. Bu noktada Koçluk devreye girer. Danışanına, olumlu ya da olumsuz anlam yüklemeden yaklaşabiliyor, dış gözlem yeteneğini devreye sokabiliyor, getirdiği her konuya mesafeli şekilde yaklaşabiliyor, duygulardan bağımsız ele alabiliyorsan, doğru yol üzerinizdesin demektir.
  • Ve elbette, bir Koç olarak en büyük mutluluk kaynağımız danışanlarımızın ilerlemesi, bunu geri bildirim olarak bize sunmasıdır. Bazen, bazı danışanlar bunu büyük bir coşkuyla yaparlar. “Sizin sayenizde…”, “Siz olmasaydınız…” vb. şekilde konuştukları durumlarda, “Ben” olarak değil, “Koç varlığı” olarak sistemi işlettiğini hatırlayabiliyor musun? Bu mütevazılık değil, kendini bilme halini korumaktır. Bu durumda şunu samimiyetle düşünür ve ifade ederim: Evet, gel şimdi bu durumu kutlayalım ve alkışlayalım. Alkışımız kime?.. Üç mükemmel sisteme… Birincisi, “Danışanın sistemi” mükemmeldir, tam ve bütündür. Hele gönüllü, istekli bir danışan başımızın tacıdır. Rahatlıkla yol almamızı sağlar, işleyişi kolaylaştırır. İkincisi, “Koçluk sistemi” mükemmel çalışır; kişiyi mevcut halinden ötelere, büyümeye, gelişmeye, ilerlemeye taşır. Üçüncüsü, “Kollektif alan, evrensel sistem” mükemmel çalışır ve her şey olması gerektiği gibi tıkır tıkır işler. Bir itibar, bir paye verilecek, kutlama yapacaksak, işte biz bu üç mükemmel sistemi alkışlarız. Ne de olsa, usta koçluk, orada “Koçun varlığı”nı sorularla işletirken, yok olmayı başarmaktır.

Koçluk bakış açısıyla diğer yazılarımıza göz atmak için TIKLAYIN.

Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için ABONE OL