Hızlı Karar, Hatalı Karar mı?
Gözlem:
Gün içinde o kadar çok karar veriyoruz ki farkında bile olmuyoruz. Kimi zaman çok hızlı, adeta otomatik bir şekilde davranıyoruz. Özellikle iş hayatında, tempoya ayak uydurmak, anında çözüm üretmek gerekiyor. Bu durumlarda zihnimiz sezgisel düşünmeye geçiyor; hızlı, enerji harcamadan, pratik çözümler buluyoruz. Mesela, bir toplantıda aniden bir soruya cevap vermek ya da bir kriz anında hemen karar almak gibi. Sezgisel düşünme hayat kurtarıyor. Ama bazen, özellikle işin içinde belirsizlik, karmaşa ve risk varsa, bu hızlı kararlar bizi yanıltabiliyor, hata yapma ihtimalimiz yükseliyor.
Neden-Sonuç:
Beynimizin hızlı çalışan kısmı (Sistem 1), geçmiş deneyimlerimizden, alışkanlıklarımızdan ve kalıplardan besleniyor. Ani kararlar almak, hayatta kalmak için eskiden çok faydalıydı. Fakat iş dünyası, karmaşıklığı ve belirsizliğiyle farklı bir dinamik. Sistem 1’in verdiği kararlar, çoğu zaman yeterince veri ve analiz içermiyor. Bu yüzden önyargılar, yanlış varsayımlar ve duygusal tepkiler devreye giriyor. İşte bu noktada, yavaş ve bilinçli çalışan Sistem 2 devreye girmeli. O, detayları inceler, riskleri tartar, seçenekleri karşılaştırır. Ama çoğu zaman, yoğunluk, acelecilik ya da özgüven eksikliği nedeniyle Sistem 2 kullanılmaz; sonuçta da hatalı kararlar zinciri başlar.

Sorun:
Sürekli hızlı ve sezgisel düşünme alışkanlığı, özellikle kritik karar anlarında bizi yanıltır. Bu, iş hayatında büyük kayıplara, stratejik hatalara, ekip içi uyumsuzluklara hatta kişisel tükenmişliğe kadar varan sonuçlara yol açabilir. İnsanlar genellikle “Sezgilerim doğru” diye düşünür, kararlarını sorgulamaz. Oysa belirsiz ve riskli durumlarda düşünmeden karar vermek, hataların büyümesine neden olur.
Çözüm:
İş’te Davranış mentörlüğünde, ilk adım “Dur ve fark et!” yaklaşımıdır. Sezgisel düşünmenin hızlı ve otomatik olduğunu bilmek çok kıymetli. Özellikle kritik kararlar öncesinde, “İkinci tur düşünmeyi” alışkanlık haline getirmek şart. Yani bilinçli olarak yavaşlamak, mantıklı düşünmeye geçmek; Sistem 2’yi devreye almak gerekir. Bu, kararlarının kalitesini artırır, hata riskini azaltır, uzun vadede seni ve ekibini korur.
Mentör olarak, sana şunu öneririm: Karar anında kendine şu soruları sor:
- “Bu kararın arkasındaki varsayımlar sağlam mı?”
- “Başka hangi olasılıklar ya da bakış açıları olabilir?”
- “Bu kararın etkilerini yeterince değerlendirdim mi?”
Zamanla, bu yavaşlama ve sorgulama refleks haline gelir. Ve inan, hem sen hem çevren hem de işin bundan çok kazanır. Daima şunu hatırlamak gerekir: Hızlı olmak iyidir; ama akıllıca olmak daha değerlidir.
Bonus: Derin okuma için önerim: Daniel Kahneman’ın “Thinkıng, Fast Slow-Hızlı ve Yavaş Düşünme” kitabının özetini www.kocluk.org ‘da kitap özetleri kısmında keyifle okuyabilirsiniz.





Sosyal Medyada Bizi Takip Edin!