İyi Konuşmacılar Sunumlarını Nasıl Hatırlar?

Bir sunum yapacağınız zaman çoğu insanın ilk refleksi aynıdır. Söyleyeceklerini cümle cümle yazmak, sonra da o metni ezberlemeye çalışmak. İlk bakışta mantıklı görünür. Çünkü insan, ne söyleyeceğini tam olarak hatırlarsa daha rahat konuşacağını düşünür. Oysa sahnede işler çoğu zaman böyle ilerlemez.

İyi Konuşmacılar Sunumlarını Nasıl Hatırlar?

Kelime kelime ezberlenen bir konuşma, en küçük aksaklıkta dağılıp gidebilir. Bir cümleyi unuttuğunuz anda zihin zinciri koparır. Kişi neyi anlatacağını bildiği halde nasıl devam edeceğini bulamaz. Bu yüzden iyi konuşmacılar genellikle metni ezberlemeye değil, akışı içselleştirmeye çalışırlar.

Aslında sahnede güçlü görünmenin sırrı kusursuz ezber değildir. Ana fikri kaybetmeden doğal konuşabilmektir. Çünkü dinleyici çoğu zaman sizin tam olarak hangi cümleyi kurduğunuza değil, ne kadar net, sakin ve samimi olduğunuza dikkat eder.

İyi konuşmacılar sunumlarını küçük parçalara ayırır. Girişte ne söyleyeceklerini bilirler. Ardından hangi ana mesaja geçeceklerini, hangi örneği vereceklerini ve nasıl kapanış yapacaklarını netleştirirler. Yani zihinlerinde uzun bir metin değil, bir yol haritası vardır. O yol haritası da onları sahnede güvende tutar.
Bu yöntemin en önemli avantajı şudur. Bir cümleyi unutsanız bile anlatmak istediğiniz ana düşünceyi unutmazsınız. Böylece konuşmanız yapay değil, canlı ve doğal akar. Hatta çoğu zaman en etkileyici konuşmalar, tamamen ezberlenmiş olanlar değil, akışı iyi kurulmuş olanlardır.

Sunum çalışırken şu soru çok işe yarar: “Ben bu bölümde ne anlatmak istiyorum?” Eğer bu sorunun cevabı netse, zihniniz ayrıntıları kendi kendine tamamlamaya başlar. Beyin, anlamı ezberlemek konusunda kelimeleri ezberlemekten çok daha başarılıdır.

Bu yüzden sunumunuzu çalışırken önce üç ya da dört ana bölüm belirleyin. Her bölüm için bir ana fikir çıkarın. Sonra o ana fikri size hatırlatacak bir kelime ya da kısa bir ifade bulun. Örneğin “sorun”, “örnek”, “çözüm”, “çağrı” gibi. Bu kelimeler sahnede sizin iç pusulanız gibi çalışır. Nerede olduğunuzu ve sırada neyin geleceğini hatırlatır.

Bir diğer önemli nokta da sessiz okumak yerine yüksek sesle prova yapmaktır. Çünkü sunum sadece zihinsel bir süreç değildir. Sesiniz, nefesiniz, ağzınızın cümleye alışması, hatta bedeninizin ritmi de işin içindedir. Yüksek sesle çalıştığınızda sadece bilgiyi değil, performansı da prova etmiş olursunuz.
Bazı kişiler giriş cümlesini ve kapanışı net biçimde çalıştıklarında çok daha rahat eder. Bunun nedeni basittir. En çok heyecan konuşmanın başında yaşanır. Güçlü bir giriş, zihni toparlar. Net bir kapanış ise konuşmayı güvenli biçimde tamamlamanızı sağlar. Ortadaki bölümler daha esnek olabilir. Yeter ki akış kaybolmasın.

Sunum korkusunun önemli bir bölümü aslında unutma korkusudur. Unutma korkusunun panzehiri ise daha fazla ezber yapmak değil, daha sağlam bir yapı kurmaktır. Yapı güçlü olduğunda insan kendini daha özgür hisseder. Çünkü ne diyeceğini bütünüyle bilir, sadece cümleleri o anda doğal biçimde seçer.

Kısacası etkili sunumun sırrı, konuşmayı kelime kelime hafızaya yüklemek değil, anlatının omurgasını zihinde netleştirmektir. Ezber sizi gerer. Akış ise sizi taşır.
Bir sunuma hazırlanırken kendinize şunu hatırlatın: Ben metni değil, mesajı taşıyorum. Cümleler değişebilir. Ama ana fikir yerindeyse, konuşma yolunu bulur.

Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için ABONE OL