5 Güçlü Soru ile Sokratik Yöntem: İçsel Aydınlanma Rehberi

Ebru Gada, Profesyonel Koç, Girişimci, Yönetici

Sokrates’ in çok sevdiğim bir sözü var:” Sorgulanmayan hayat yaşamaya değmez. İnsan mükemmelliğinin en yüce biçimi kendini ve başkalarını sorgulamaktır.” Üstat insan mükemmelliğinin en yüce biçimi olarak nitelemiş kendini ve başkalarını sorgulamayı. Burada varoluşsal bir sorgulamadan, Sokratik yöntem ışığında kendini bilmek, başkalarını okumak için “Soruların Gücü’nden yararlanmaktan ve bu bilincin, hayatı yaşamaya değer kılmasından bahsediyor elbette.

Zamanın sofistleri için bilginin her şeyden daha fazla öncelendiğini ve önemsendiğini hepimiz biliyoruz. Cehaletin mutluluk olarak dayatıldığı 20. yüzyıldan daha ileri bir toplumdu Antik Yunan hiç kuşkusuz.

Eğer hayatı tüm gerçekliği ve yalınlığıyla karşılama gücü, azmi ve motivasyonuna sahipsek elimizdeki en büyük araç sorudur gerçekten de. Çünkü sorular bizi görünenin arkasındaki gerçeklere, kök sebeplere, yaşananların kaynağına götürür. Dönüşüm, değişim, ilerleme de tam burada gerçekleşir.

Harvard Üniversitesi Bu Modeli Niçin Kopyaladı?

Antik Yunanistan’ da yaşamış olan bu büyük filozofun tüm derslerine “erdem nedir?” “İyi nedir?” gibi öğrencilerinin zihnini parlatmayı hedefleyen sorularla başladığını hatta Harvard Üniversitesinin bu modeli aynen kopyaladığını okumuştum.

Bunun amacı şu olabilir: Analitik düşünmeyi geliştirmek, kişinin inanç sistemlerini sorgulatmak, üst düşünce düzlemine geçmek. Üstadın yüzlerce yıl önce geliştirdiği Sokratik yöntem günümüzde hala birçok alanda değerini koruyarak kullanılıyor.

Temelinde, Sokratik yöntem, doğrudan bilgi vermek yerine, ustaca sorular sorarak kişinin kendi zihnindeki gizli gerçekleri ve doğruları keşfetmesini sağlayan diyalog temelli bir tartışma ve düşünce tekniğidir. Çıkış amacı kişiye hazır bir bilgi sunmak yerine, savunduğu fikirlerdeki çelişkileri fark ettirerek onu “cehaletinin farkına varmaya” ve kendi cevaplarını kendi bulmaya yönlendirmektir.

Sokratik yöntem uygulayarak mağaranın karanlığından aydınlığa doğru adım atan bir bireyin içsel yolculuğu.

Sokratik Yöntem Kaynağı ve Mağara Alegorisi

Etkili bir Sokratik yöntem kaynağı, birçoğunuzun bildiği meşhur mağara alegorisidir. Karanlık bir mağaranın içinde bir de zincirlenmişseniz, gerçeklik algınız sadece arkanızda yanan ateşin mağara duvarına yansıttığı gölgelerden ibarettir. Bir illüzyondur. Siz o gölgelere bir anlam yüklersiniz, gölgeler değişir, hareket eder ama bu onların sanal olduğu gerçeğini değiştirmez. Çünkü siz zincirleriniz nedeniyle ışığın kaynağına bakamazsınız. Bildikleriniz gördüklerinizle sınırlıdır, varsayımlara, yorumlara ve tahminlere dayanır.

Gerçeği görmek için ise ışığa ihtiyaç vardır; tüm açıları görmek gerekir. Güçlü sorular bize ışık tutar, aydınlatır. Tozlu bir aynaya bakmak gibi aslında. Gerçek görüntümüze ancak aynanın tozunu alınca erişiriz. Sorular baktığımız aynanın tozunu alır.

Yalın gerçeklere ulaşmanın başat yollarından biridir doğru soruları sormak, sorulan sorularla kendini keşfetmek, yeni yollara varmak ve o yolları denemek, deneyimlemek. Yaptığım koçluklarda da hedefi 12’ den vurduğumu bana gösteren en önemli parametre karşı taraftan gelen “çok güzel bir soru” dönütüdür. Çünkü danışan bugüne kadar oraya hiç bakmamış, sorgulamamıştır. Bu konu üzerine ilk defa düşünme fırsatı bulmuştur sorulan soruyla. Aslında seansın tam bu anında güçlü bir Sokratik yöntem işlemektedir. Kişinin zihni ve kalbi “o güzel soru” nun kendisini tam da hedeflediği düğüme, çözüme, kök nedene götüreceğini o an anlar ve bilir.

Koçluk: Kendi Sesimiz, Rengimiz

İşte bu noktada “koçluk” gerçekten de hangi alana uygulanıyor olursa olsun çok güçlü bir araçtır. Güçlü sorular yardımıyla bilincin gizli dehlizlerine yolculuk yapar, kıyılarda köşelerde tozlu kalmış sayfalara bakma olanağı buluruz. Çocukluğumuzdan, anne ve babalarımızdan getirdiğimiz bilinçaltı kalıplarımızı, inanışlarımızı, tekrar tekrar içine düştüğümüz çukurları, baş etmekte zorlandığımız sorunlarımızı sorular yardımıyla keşfeder, fark ederiz.

Kendi sesimizi diğerlerinin sesinden ayırır, sesimizi, rengimizi, bizi biz yapan değerlerimizi, ilkelerimizi bulur ve yaşarız.

İnsanın varoluş yolculuğunda kendisini tanımasının gücünün çok büyük olduğu artık herkesçe bilinen bir gerçek. Sosyal medya kanallarında sürekli karşılaştığımız, hayatımızı daha iyi nasıl yaşayacağımızı anlatan videolar, puanı ve talep edeni çok artan psikoloji bölümleri, sayısı gittikçe artan koçluk okulları, zaman zaman çok toksik bir yerden de olsa kişisel gelişim alanına duyulan yoğun ilgi bu durumu doğrular nitelikte.

Döngünün Farkına Varmak

Hoşumuza gitmese de bu gerçeklikten kaçsak da canımızı da yaksa neyi neden yaptığını bilmediğinde insanoğlu aynı kısır döngülerin içinde sıkışıyor maalesef. Sonra da bundan hayıflanıyor, kendimizi şunları söylerken buluyoruz:

  • “Neden beni hep aynı türden insanlar buluyor?”

  • “Neden aynı tekrarları yaşıyorum?

  • “Neden …. insanları mıknatıs gibi kendime ve hayatıma çekiyorum?”

  • “Neden tüm arkadaşlıklarım aynı şekilde bitiyor”

  • “İstediğim ilişkiyi neden bir türlü bulamıyorum”

Oysa hayatı ve kendini sorgulamak, bunlar üzerine kafa yormak, sorularımıza yanıtlar aramak bizi her seferinde yeni bir katmana taşır, biraz daha içimize bakma olanağını bize verir ve bizler biraz daha ışığa yaklaşır, aynanın tozunu biraz daha alırız. Yeni anlamlar, yeni yaşamlar, yeni yollar buluruz.

İnsanın kısır döngülerinden kurtulmasının ve kendisiyle yeni bir bağ kurmasının başka bir yolu yok maalesef. Jung’ un da söylediği gibi insan sadece içeriye bakarak aydınlanabilir, kendi duygularıyla tekrar bağ kurabilir ve tam da o noktadan hayatına başka bir yön verebilir ve yön verme gücünü bulabilir. Bunu gerçekleştirmek için de modern bağlamda Sokratik yöntem ve onun getirdiği güçlü sorulardan daha etkili başka bir araç yok.

Sokrates’ ten neredeyse 2500 sene sonra insanlığın bir kısmının hala terapiye, koçluğa, NLP gibi tekniklere ve dolayısıyla soruların gücüne burun kıvırıyor olması üzücü olsa da özellikle son 10 yılda alınan yol gerçekten ümit verici. Yaptığım koçlukların %80’ inin 20’li yaşlarındaki gençlerden oluşması bana ayrı bir mutluluk veriyor.

Niçin Geleneksel Yaklaşımlar İşe Yaramaz?

Gencecik insanların, bizlerin 40’lı hatta 50’li yaşlarında farkına varabildiği hatta hala cebelleştiği ve başa çıkmakta zorlandığı sorunlarla hayatlarının bu kadar erken bir döneminde yüzleşip, dönüştürme kararlılıkları olması bana müthiş bir heyecan veriyor. Çok da imreniyorum doğrusu. Nispeten küçük denilebilecek bir yaşta kendileriyle buluşmak için verdikleri çabaya şapka çıkarıyorum.

Sizinkini bilmem benim hayatım sorgulanacak kadar değerli. Her gün aynı şeyleri yaparak, istemediğim beni tüketen işlerde çalışarak, ömrümü çocuğuma, işime, eşime, sevgilime, anneme, babama adayarak bir hayat geçirmek istemem. Kendimi öncelediğim bir hayatı kucaklamak, kutlamak isterim. “Peki ya sorumluluklar?” dediğinizi duyar gibiyim. Sorumluluk almakla, kendinden kaçma ve sınırlarını ihmal etme ve ihlal ettirme arasında incecik bir çizgi var.

Uygulanan bu Sokratik yöntem sadece bireysel hayatlarımız ya da entelektüel dünyamız için değildir. İş yaşamına da rahatlıkla adapte edebileceğimiz bir araçtır. Tek yapmamız gereken güçlü sorular sormaktır. İnanın ki bunun açamayacağı tek bir kapı yoktur.

İş hayatında da soru sormak bizi yargılamaktan, varsayımlardan, yanlış fikirlere kapılıp onları iç dünyamızda büyütmekten, nutuklar çekmekten ve belki de talep edilmeyen öneriler yapmaktan alıkoyar. Hem özel hayatımızda hem de iş yaşamımızda soruların gücü oyunu değiştirir.

Bir yönetici olarak bilirsiniz. “Şunu şöyle yapalım”, “bunu böyle yapalım” gibi emirler ya da “bu ay neden hedeflediğimiz satışlara ulaşamadık”, “neden hedeflediğimiz ziyaretleri gerçekleştirmedik” gibi sorgulamalar işe yaramaz.

“Bunun yerine bu ay hedeflerine ulaşmak için ne gibi aksiyonlar almaya ihtiyacın var?”, “Bu noktada sana nasıl bir katkım olabilir?” gibi sorular çalışır.

O yüzden size tavsiyem iş ve özel hayatınızda gerçek bir atılım yapmak, işinizi iyi yapmak, verimli bir takımın lideri olmak, ya da sadece çocuğunuzla iyi bir iletişim kurmak, kendinizle şahane bir takım olmak en temelde biraz fark yaratmak istiyorsanız cesaretle soru sorun ve ilişkilerinizde Sokratik yöntem gücüne alan açın.

Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için ABONE OL