Bilincin Radarına Girmeyenleri Bilinç Alanına Nasıl Taşıyabiliriz?

Psikolog Robert Dilts, “Mantıksal Algı Boyutları” kuramında düşünce yapılanmasının ve dolayısıyla değişimin yapısının altı boyutta olduğunu anlatır.

Özetle şunu ifade eder: Mantıksal Algı Boyutlarında sistem bir piramide benzer. Piramidin altında “Çevre boyutu” vardır. Onun üstünde “Davranış boyutu”, onun da üstünde “Yetenek boyutu”, bir üstünde “Değerler ve inanışlar boyutu” bulunur. En üstte ise, “Kimlik(Roller) ve “Ruhsal-Anlam boyutu” mevcuttur. Sistemi değiştirmek isterseniz, tanımları ve anlamları değiştirerek, diğer tüm boyutları zincirleme değiştirebilirsiniz. 

Mantıksal Algı Boyutları aynı zamanda şunu söyler: Bu altı boyutun içinde sadece “Davranış” kısmı bilinç ile ilgilidir. Diğer tüm boyutlar bilinçaltı düzeyde etkilidir. 

Bu durumda, bilincin radarına girmeyen durumları bilinç alanında tutmak gerekir.

Peki, bunun için ne yapabiliriz?

Stresin yüksek olduğu zamanlarda düşünmeden tepki verme eğilimine gireriz. Bu durumda kendi merkezimizden kopar, öz gücümüzle olan bağımızı kaybederiz. Farkındalığın düşük olduğu anlardan farkındalığın güçlü olduğu anlara geçebilmek ise, bir adım atmak kadar yakındır.

Bilincin Radarına Girmeyenleri Bilinç Alanına Nasıl Taşıyabiliriz

“Victor Frankıl şöyle der: “Uyaran ile tepki arasında bir boşluk var ve bu boşlukta, tepkimizi seçme gücümüz yatar. Gelişimimiz ve özgürlüğümüz tepkimizde saklıdır.” 

“Zamanla çeşitli durumlarda merkezlenme ve yeniden merkezlenme pratikleri yaparak, uyaran ile otomatik tepki arasındaki zamanı saniyenin yarısı kadar bile olsa açmak mümkündür. Bu kritik an, ilişkilerimizde baskı ve çatışmaya yanıt verme stratejimizi, bilinçli olarak daha etkili ve herkesi kapsayıcı yollarla değiştirmek için yeterli alan sağlar. 

“Merkezimizdeyken, duygularımızı hissedebiliriz. Merkezimizde değilken, genel eğilim, içimize yerleşmiş, eski ve uzun süreler kullanılmış davranış ve ifade biçimleriyle mekanik olarak hareket etme biçiminde olur. Merkezlenme duygulara dair farkındalık yaratarak duyguyu hissetmemizi sağlar. Böylece hissin bedendeki yerini, yara ve acıları nerede tuttuğumuzu ve bize söylemeye çalıştıklarını fark edebilir hale geliriz. Bu şekilde bedenimizin sinyalleri bizi tehlikeye karşı uyaran, elimizdeki seçimlere dair bize yol gösterip netlik getiren içsel bir rehberlik sistemine” dönüşür. ” (David K. Weinstock tarafından yazılmış olan “İhtiyacın Olana Dönüşmek” kitabından) 

Merkezlenme çalışması için uygulanan güçlü bir yöntem var. Adım adım uygulanabilir. “İhtiyacı Olana Dönüşmek” kitabı içinde farklı yöntemleri barındıran şahane bir rehberlik sunuyor. Kitap gerçekten de bilincin radarına girmeyen alanlara temas ediyor. Beden-zihin-ruh sistemi anlamında, bütünsel esenlik anlamında öğrendiklerimizi bedene giydiren bir çözüm sunuyor. Çünkü bilincin radarına girmeyenler bilinç akışımızı ve yaşamdaki konumumuzu belirliyor. 

Merkezlenme çalışması bu anlamda önemli. Fakat içsel sistemimiz açısından en değerli şeyin yaşam boyu öğrenme olduğu net. Öğrenmek, öğrendiklerimizi sorgulamak, güne eş olmayan inanışları elekten geçirmek, değişimi yakalamak, güncellenmek olmazsa olmazımız. Bu nedenle kitaptaki egzersizler arasında “Başlangıç zihni çalışması” ile bilinci uyandırmanın temel olduğunu düşünüyorum:

Başlangıç zihni egzersizi şu adımlardan oluşuyor:

1.Biraz daha çocuk gibi hissetmek nasıl olurdu? O çocuksu merak ve hayret duygusuna sahip olduğumda bedenimde nasıl bir his oluşurdu? Şimdi o çocuk olun. Bir an için…

2.Sonra kendinize sorun: Biraz daha yaşlanmış bir ihtiyar gibi hissetmek nasıl olurdu? Neye benzerdi? Hayal gücünüzü çalıştırın. Şimdi bir yaşlı olun…

3.Sonra kendinize sorun: Aynı anda hem çocuk, hem de yaşlı bir bilge gibi hissetmek nasıl olurdu? Hem yaşlı bilge ve hem de bir çocuk gibi yürüyün… Nasıl hissettiğinizi fark edin, bedeninizde ve düşüncelerinizde neler fark ediyorsunuz?

*David K. Weinstock tarafından yazılmış olan “İhtiyacın Olana Dönüşmek” kitabı, Omega yayınları tarafından Türkçe’ye kazandırıldı. Kitaptaki egzersizler, “Şiddetsiz İletişimi bedene getirmeye yönelik çalışmalar” olarak adlandırılıyor. 

*Kitabın çevirisi, Güne Bakan Akademisi’nin kıymetli desteği ve girişimiyle yapılmış. Değerli meslektaşım Esin Erek ve Güne Bakan Akademisi’ni kutluyor ve teşekkür ediyoruz.

İsmail Barış Özpazarcık

Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için ABONE OL