Koçluk, Klasik Eserler ve Metafor Sanatı
Flaubert
Metafor nedir?
Sözcük anlamıyla bir şeyi başka bir şeyle tanımlamaya, benzetmeye, ifade etmeye “Metafor” denir.
Metafor, Fransızca’dan dil dünyamıza gelmiş olan bir sözcük. Fransızca’daki ifade şekli: Metaphore.
Türkçe’de “Mecaz” adı verilen benzetme sanatı, bildiğiniz gibi, edebiyat ve sanat eserlerinin de özgün bir dilini oluşturuyor. Resimlerde, masallarda, efsanelerde, romanlarda, şiirlerde, şarkılarda, öyle metaforik bir dil var ki, gerçekten de keşfetmemizi bekliyor.
Metafor dili niçin önemli? Niçin sanatta, edebiyatta, efsanelerde, hatta kutsal kitaplarda bu kadar çok kullanılmış? Niçin imajlar, semboller, simgeler, kelimelerden çok daha büyük öneme sahip? Niçin “metafor katı” önemli bir mertebe?
Çünkü iç dünyamız, dış dünyadan öncelikli bir güce sahip. İç dünya sonsuz olasılıklar alemi. Bu nedenle “hayal gücü” adı verdiğimiz gücü harekete geçirmek şart. Dış dünyada ise sınırlar var. Gözümüzün gördüğü her şey sınırlı bir tanıma sahip olabilir. Oysa ki, içsel potansiyelin ucu bucağı yok. Hayal ettikçe gökyüzü kadar sınırsız bir yaratıcılığın içinde olabiliyorsun.
Bu durumu beyin sistemimiz açısından ele alacak olursak; beyin sistemimiz, özellikle görsel beynimiz, kelimeleri okuduğu, duyduğu anda hızla bunu görsellere çeviriyor. Hayal gücünü kullanıyor. Bu sayede hafızaya alması, algılaması, hatırlaması çok daha kolay hale geliyor. Örneğin barış hakkında ağzında zeytin dalı taşıyan bir güvercin görseli, sayfalarca yazıdan çok daha kalıcı bir etki yaratabiliyor.
Zaten önemli olan bilgiyi hayata geçirebilmekse, bilgi hayata nasıl geçer? Hayal gücünü gerçekle birleştirdiğinizde. Sağ beynimiz, hayal gücü mekanizmasını canlandırır. Sol beynimiz mantıksal bağlantı kurar: Analiz-sentez yapar. Siz hayal ettiğiniz şeyi (gerçek dışı görsellerde olabilir) hayata geçirebilecek mantıksal kurgular oluşturup farkındalığınıza hizmet edecek adımlara dönüştürdüğünüzde; hayal katı yeryüzüne iner, sınırsız potansiyel canlanır.
Koçluk sanatı ve edebiyatta metafor sanatını bir araya getirerek sizlere özgün bir perspektif sunmak, ufuk açıcı bir katkıda bulunmak istedik.
Metafor bu kadar önemli bir araçsa, bu aracı Koçluk görüşmelerinde akışa göre kullanmamız kaçınılmaz. İşte bu amaçla matafor sanatını anlamak, farklı örneklerle zenginleştirmek, ilham alabilmek, model teşkil edebilecek eserlerden örnekleri kullanabilmek amacıyla klasik eserlerden yansıyan metaforları sizlerle paylaşıyoruz.
Bu konudaki ilk ilham alacağımız yazar Flaubert.
Madam Bowary’nin yazarı, “Yerleşik Düşünceler Sözcüğü” ile de farklı, özgün çizgisini edebiyatta yansıtmış yazar Flaubert, metafor sanatını eserlerinde öyle ustaca kullanır ki, bütün manzarayı görebilmek için şahane bir tepeden harikulade bir manzarayı seyredebilmek için siz de zirveye onunla birlikte ulaşırsınız.

Flaubert, “Yerleşik Düşünceler Sözlüğü”nde, At’ı şöyle tanımlar: “Gücünün farkında olsaydı binicisinin onu sürmesine izin vermezdi”
Güç; yön vermek, yönetebilmektir. Kontrol edilebilir bir durumu kendi kaynaklarınla oluşturabiliyorsan güçlüsün demektir. Atın üstündeki binici bunu yapar. Binici ile atı ayıran, işte bu gücün kullanımıdır. Biz “At” ifadesini, “Bedenimiz” yaparsak, ortaya başka çerçeve çıkar. Bedeni ata benzetiriz, onu yönetebilen irade ise, “Binici” olur. At’ı dizginleyebilen “Binici”, bedenini yönetebilen iradeye dönüşür. İşte bu metafordur.
“İnsan iradesini kullanırsa, kendini yönetebilir” ifadesi beynimizde etki uyandırmaz. Ancak, “At’ına hükmetmeyen binici değildir. Bedeninin dizginleri senin elinde; çünkü onun binicisi sensin” dersek; bu bilgiyi uygulayabilmek mümkün hale gelebilir. At-binici imajinasyonu ile hayal gücünü uyandıran birey, “Güç kimde?” sorusunu sorar, gücünü kendi kontrolüne almayı seçebilir.
*****
Şu anahtar kelimeleri cebinize koyun: “Toprak, bitki, yaşamak, yeşermek, başka bir yer”
Neyi anlatalım? Mutluluk duygusunu anlatmak olsun amacımız.
Nasıl anlatırdık? Sayısız cümle kurabiliriz elbette. “Bir bitkiyi toprağına diktiğinizde onun yaşaması, başka bir yerde değil, orada yeşermesiyle gerçekleşir. İşte mutluluk, olduğun yerde, kendi topraklarında olabilmektir” diyebilirsiniz.
Pekiyi Flaubert, Madam Bowary romanında metafor sanatını kullanarak bunu nasıl anlatmış?
“Emma, toprağına özgü bitkinin başka bir yerde yaşayamaması gibi, mutluluğun da ancak belli yerlerde yeşerebildiğine inanıyordu.”
Şahane satırlar değil mi? İşte konuyla bağlantılı bir metafor cümlesi daha bu unutulmaz klasik eserden:
“Emma’ya öyle geliyordu ki, ancak bir toprağa mahsus ve başka yerde tutamayan fidanlar gibi, saadet yetiştirmek de dünyada yalnız bazı memleketlere vergidir.”
Yine pırıltılı bir metafor daha:
“Masallardaki ağaçların yaprakları arasında asılı altın ve olgun bir meyve gibi gelecek zamana saklanmış belli belirsiz bir vaat aklının bir köşesindeydi.”
*****
Şimdi beraberce şu anahtar kelimeleri cebinize koyun: Anahtar kelimemiz: Bulut, rüzgar, eller olsun. Hangi duyguyu anlatalım? Sıkıntı duygusu olsun.
Bu duyguyu nasıl anlatırsınız?
Siz kendi metaforunuzu kendiniz oluşturun. Fakat Flaubert, Madam Bowary adlı eserinde bunu şöyle anlatmış:
“Ama bulutlar gibi görünüş değiştiren, rüzgar gibi uçuşan, elle tutulamaz bir sıkıntıyı nasıl anlatabilirdi?”
*****
Anahtar kelimler: Varsayımlar, dalgalar, boş fıçı olsun. Bu kez düşünce dünyasını kelimeleri ve metaforları kullanarak anlatalım. Nasıl anlatırdınız. Flaubert şöyle demiş:
“Varsayımların hücumuna uğrayan düşüncesi, dalgalar arasında yuvarlanan boş bir fıçı gibi bocalayıp duruyordu.”
*****
Kelimeler, resim, hayal gücü bir araya gelip oyun oynuyorlar ve metafor sanatını oluşturuyorlar. İşin güzel tarafı, her birimizin zihninde bunlar farklı parçalar, bambaşka hikayeler haline gelip, kendine özgü bir puzzele oluşturuyorlar. Çok keyifli değil mi?..
*****
Gustave Flaubert, Mademe Bovary, Türkiye İş Bankası Yayınları
https://www.iskultur.com.tr/madame-bovary.aspx
Gustave Flaubert, Yerleşik Düşünceler Sözlüğü, Türkiye İş Bankası Yayınları
https://www.iskultur.com.tr/yerlesik-dusunceler-sozlugu.aspx





Sosyal Medyada Bizi Takip Edin!